29 Mayıs 2013 Çarşamba

Adana kedisi

Adana kedisi <3
Kendisiyle kıvırcık kedi sayesiyle tanıştık
Ankara kedisine benzeyen görünüşü siz yanıltmasın
sarı tüyleri ve güzel gözleriyle kendisi pek bir harika
Hem ikimizde adanalı olarak harikayız
Süper bir dost,dinleyici ve arkadaş
görür görmez bir insandan bu kadar pozitif enerji aldığımı az hatırlarım.
Kendisi ve ben adeta süper swag bir arkadaşlığa sahibiz kendisiyle
Ne zaman o istanbula gelse
O geldi ve buluşuyoruz
Net!
bu kadar
basit çünkü o çevresine en pozitif enerji yayan insan.
Bide şu yönden yakın bulurum kendime onu
umutsuz aşıklarız
hahahahha no.
"KİMSE VAZGEÇİLMEZ."
Hayatıma iyi ki girmişsin diyeceğim nadir insan!
İTS A BÖRTHDEY!

olmamış bu bir daha yapalım kıvırcık kediyi okuldan aldık!



DRUNK LITTLE BIT...


 SWAG BİTCHZZ!!!




27 Mayıs 2013 Pazartesi

Bir başlık bulamadım senle ilgili ama o kadar çok şey söylemek istiyorum ki sana.
"Seni Seviyorum,kadın!" demek istiyorum sana
Nefesim yettiği kadar...
Soluğumun dayandığı yere kadar
O minik ellerini,
Benim -büyük olmasa da- avucumun içinde gezdirmek istiyorum.
Saatlerce konuşmanı dinlemek
Saatlerce seninle vakit geçirmek istiyorum
Saatlerce yorulmadan gözlerimi kırpmadan seni izlemek istiyorum
Korkuyorum
Şayet gözlerimi kaparsam karşımdan kaybolacaksın diye
İşte bunları ben düşünürken
Senin beni böyle görmediğini bilmek canımı yakıyor
Genede vazgeçemiyorum senden.
Belki de öyle görmüyorsun
Açılamadım sana bugün
Seni dinlemeyi yeğledim.
Sesin o kadar güzel ki
Ruhum tepiniyor sanki bedenimde,
içimde...
Şimdi senle aramda 5 dakikalık mesafe varken
Kapını çalıp
"Seni seviyorum" diye haykırmak isterken sadece resimlerine bakıp iç geçiriyorum
Seni düşünüyorum,senden vazgeçemiyorum
Kendime "Dur!" diyemiyorum
ve yapamayacağım sanırım
artık duramayacağım
Bencil olmanın zamanı geldi
Kapının tokmağını vururken hafifçe
"Lütfen beni sev..."


25 Mayıs 2013 Cumartesi

Neşe dolu kıvırcık kedim!

Kendisini pek çok severim.
Minik kıvırcık bebeğim beni
Beraber ne depresyonlar atlattık
kısmetse sıra benimkinde.
Kendisine ve kişiliğine bayıldığım nadir kedilerdendir.
Dünyada bir tane daha olamayacak eşi benzeri olmayan güzellik resmen.
Bugün kendisiyle buluştuk
Blogumu gösterdim.Pek bir beğendi kendisi.
Kendisiyle bir gün görüşmesem de deli gibi özlediğim insan
Çok fazla hayallerimiz
Çok fazla yenilmişliklerimiz var
Beraber üstesinden geldik



Bu resimde depresyonda ki ben ve kıvırcık kediyi görüyorsunuz.
Ne zaman kötü olsam bir "Alo" yetiyor ona ulaşmam için.



Fazlacana tatlıyız.
Kıvırcık kedi depresyona girip burda saçlarını kesmişti.

Ben İtalya'dan döndükten sonra ki gün görüştüğüm ilk insan olma şerefi senindir kedi!




En büyük hayalimiz karavan kiralayıp Kaliforniya da güzel bir seyahat
Kendisi bu sene brezilyaya gidiyor ama dönecek
Sabırsızlıkla bekleyeceğim
ve sen
gelene kadar umarım  başıma bir iş gelmez.
Çünkü sen yanımda yokken kendimi çok zayıf hissediyorum
Karavanda bu olsun bence bak;


Kıvırcık kedi.Neşen ve sen üzerimden hiç eksik olmayın !


23 Mayıs 2013 Perşembe

Depresyonlu kedi

eski defterleri açmaya bayılıyorum nedensiz .
Eski sevgililer dost kalamazmış diyorlar
Peh!
Depresyonlu kedi ile ben bunun ters örneğiyiz sanki.
Konu aşktan açıldı
Hoşlandığım yeşil gözlü kediden bahsettim ona
bilmiyormuş gibi yaptı
Bizimkiler sana söylemiştir kızım!
biliyordum
anlattım
bi mutlu gülücük attı
sonra eski defterlere döndük durduk
sen sözünde durdun durmadın,ne dediysem yaptımlar falan
şayet kendisine bayılırım
en kötü mantık evliliği yapacağız kendisiyle
denenmişin denemesi olmuyor.
Hayatımıza devam ediyoruz
O mutsuz
Ben mutsuz
İkimizde karşılıklı birbirimize beddua etmiş gibi kimseleri bulamıyoruz.
Günün fotoğrafınıda koyalım ayıp olmasın
Depresyonlu kedi ve ben öksürmekten ölürken;



22 Mayıs 2013 Çarşamba

Yeşil gözlü kedi

Bu yazıyı okuman dileğiyle...

Seni seviyorum yeşil gözlü kedi...

-Sevgiler
 İnsanları kediye benzetmeye bayılıyorum yada kedilere aşık oluyorum.Bunu kim bilebilir ki?

Dershaneden birileri birileri var dershaneden birileri

Dershaneden hoşlandığım biri var.
Şahsen kendisine söylemedim
ama alenen yavşıyorum kendilerine
evlere beraber yürümeler falan
kod adı da veriyim bu kişiye
ne versem ki
bilmiyorum
siyah kedi diyeyim kendisine
siyah kediyle kafeste yan yana oturuyoruz
kağıttan yazışmalar falan her şey çok güzel gidiyor
siyah kedi kağıda;
"9'da çıkalım mı?" diyor düşünmeden
"Ehe mehe.Olur." diyorum
9 gibi toparlanıp çıkıyoruz
eve doğru yürürken veda zamanı geliyor yollarımız bir yerde ayrılıyor.
Tam öperken yanlışlıkla burunlarımız  birbirine deyiyor siyah kediyle.
O kızarıyor ben kızarıyorum
utanmasın diye kolunu sıvazlayıp koşarak kaçıyorum.
Şimdi onu gördüğümde ne demeliyim bilmiyorum
yada o bana ne demeli
Köprüden önce ki son çıkışı kaçırdık çünkü.
Artık köprüye geldik
ve ogs'ye gelmeden önce bir şey yapmamız gerek
yoksa ben bebeğe o ise beşiktaşa gidicek
aslında gitsin istiyorum
bi yandan da gitmesin
bilemiyorum ne halt edeceğimi
cumayı bekleyip görücez....

Niye herkes bu kadar aşık,mutlu ve tam takırında?

Olmayın
aslında kıskanmıyorum
ama üzülüyorum
aslına bakarsanız
imreniyorum
bu iyi bir şey değil mi?
Özeniyorum
Hayali sevgililer
yapıp yapıp
bozuyorum
Mutluluğu bulamıyorum
Bencil insanlar hep mutlu
Yeteri kadar bencil değil miyim?
Olamıyorum
Buna imrenmelimiyim? En ufak bir fikrim yok.
sadece bekliyorum.
Bekleyene kadarda aşkla ilgili yazılar yazmayacağım
şimdilik son sözüm bu.

Yeni Şarkılarla sevişme isteği.....



Mesela şöyle güzel bir şarkı var dinleyin derim ben.
Bugün ders çalışırken buldum.
Şarkı türden türe atlıyor
ama insanı hoş ediyor.Gülümsemeye birebir.
Şu sıra en çok ihtiyacımız olan şeye yani
Şarkılarla sevişmek istiyorum
fütursuzca
kuralsızca
çünkü fazla güzeller
beni mutlu ediyorlar
Her beni mutlu edenle sevişseydim.
Sonum iyi olmazda gibi neyse ki bunlar sadece
İSTEK.

21 Mayıs 2013 Salı

Günaydın

Bende isterdim seda sayan gibi çıkıp
"GÜN-AY-DIN! GÜNÜNÜZ AYDIN OLSUN EFENDİM!"  demeyi
ama sadece
"Sanada günaydın anne." ile uyanıyorum.
Telefonuma koşuyorum,güncel haberleri karıştırıyorum.
Bir de mesajlara bakıyorum.
Her zaman ki gibi boş
"PFF." diyip çıkıyorum mesajlardan duşa giriyorum.
Yalnızlığımın 1. yılını duşta şarkı söyleyerek kutluyorum.
Banyodan çıkıyorum.Saçlarımı kurutup üstüme şeçtiğim bir kaç parça şeyi giyip çıkıyorum.
Kulaklarımı unutuyorum her zaman ki gibi.Unutkan ben! Şu sıralar pek bir ortada kendisi.
Kafam neye meşgul acaba?Benim için hangi hinlikleri,cinlikleri düşünüyor...
Umursamadan dışarı çıkıyorum,unutkan beni.
Şanslı günüm;
Shuffleda çıkan ilk şarkı "Daft Punk-Get Lucky" bugün için hazırım!
Peki ya senin için?
Bunu hiç bir zaman bilemeyeceğim
ama hep bekleyeceğim
Unutkan beni ortaya çıkaran belki de budur?
Her neyse!
Güneşin ilk gülücükleri yeryüzüne inerken
"Günaydın Kadın..."

Animal sex

Evet hayvanlarla sevişiyorum.
İnsanlarla sevişmek zor geliyor
daha çok haz alıyorum
Çünkü fazla saflar fazla samimiler
sanırım bu yüzden seviyorum onları

-yorum

Yazıp yazıp siliyorum satırları.
Bir çırpıda unutuyorum hatıraları.



Gözlerini hayalimde canlandırıyorum.
Dudaklarının her kıvrımını hatırlıyorum.
Seni sevmekten vazgeçemiyorum.


Sağ yanağında ki gamzeyi hatırlıyorum;
Gülümsemen için yalvarıyorum.
Seni seviyorum.

Sevgili 14 yaş

Lütfen 35 yaşında olsam bile bana 14 yaşındaymış gibi davranmamı sağla,çünkü ben sanırım yaşıtlarım gibi davranmayı beceremiyorum,yada sevmiyorum bilemiyorum.
Bilgisayar oyunları,yemek yemek,çizgi film izlemek hala bana aşktan daha kolay geliyorlar.
Eğer böyle devam ederse şayet hayatımda ki kadını bulamayacağım.
Ama genede sen devam et.Hayat böyle daha saf,sorunsuz ve rahat


Kalp ve Beyin

21.05.2013...
Her zaman ki derse başlayacağım.yazı yazmak daha kolay daha az bir yorucu geliyor şu anda...
Kafamda pek bir dolu şu sıralar.
Okul
Aile
Aşk
Meşk...
Ben basit bir adamım.Her fani gibi aşık olur üzülürüm.Hayat bazen elde edemediklerimizle dolu.Bazende elde ettiklerimizle.Benim hayatım ise sadece elde edemediklerimle.
Bir şeyi çok istersen olmazmış ya.
Olmayacağından korkuyorum ben işte.
Ne zaman böyle düşünsem de olmuyor.
"DÜŞÜNMÜYORUM!" diye haykırmak istiyorum.
Bir insan kalbine yalan söyleyebilir belkide ama beynine yalan söyleyemez...
Biliyorum
bu yüzden senin benim olamama ihtimalinden korkuyorum...
Son satırlarımı yazarken,kalbimi burada bırakıyorum belki sen görürsün diye.Beynim ise testlere gömüyorum.
Belki de beynim kandırılabiliyordur ha?

Hayat


Zor geliyor 17 sene geçirdiğim evi bırakmak,zor geliyor arkadaşlıklarımı bırakmak,zor geliyor yaşanmışlıklarımı,anımı bırakmak…
17 sene önce gelmiştim buralar hiç bilmediğim,görmediğim,anlamadığım bir yerdi zamanla bende o yerle büyüdüm büyüdüm…Sonunda hayatımda bir daha göremiyceğim,duyamıycağım,anlatamıycağım bir yer oldu.Her yaz,kış bıkmadan gittiğim bu yerin adı Armutluydu.Dedem ve babannecimin güzel mi güzel dağın ucunda nereye gidersen git seni bırakmayan sarı evleri.Armutlunun her yerinden gözükür,üstüne güneş geldiğinde ışıltıyla parlardı.İnsanların dikkatini çekerdi ve nerde oturuyosun dediklerinde büyük bir gururla”Hani şu dağda parlayan sarı ev varya orda işte” demek insana olabildiğince gurur verirdi herkes o evi görürdü ama ben o evde yaşama imkanı sunulmuştu.Tanrının bana karşı bir lütfuydu.Bu evi bırakmak zor geliyor bana çünkü bu ev benim hayatımın önemli bir parçasıydı.O çetin yokuşu yürüyerek çıkmak her sabah kalkıp bıldırcınların yumurtasını toplamak,tavuklara karpuz kabuklarını vermek…Bunlar belki sizin için aman ne var ki bunda dedirtebilir ama benim için çok önemliydi.Kahvaltıda kendi topladığın yumurtayı yemek,o tavukların günden güne büyüdüğünü görmek ve o yokuşu artık daha basit çıktığını görmek insanın hayatına neşe katıyordu.
Bu evin en çok terasını severdim kocamöan bir L şeklinde oturma yerimiz vardı tüm aile oraya sığardı manzarası tüm o ışıltısıyla armutluyu görmene imkan sunardı.Tüm aile otururduk.Babannem kendi elleriyle hazırladığı soğuk çayı sunardı.Ailenin tüm kadınları tiramusu için uğraşırdı ve Ablamın doğum günün kutlardık beraber o manzara eşliğinde,o mutlu aile tablosu içinde.
Bizle birlikte büyüyen hayvanlarımız vardı.Kangal köpeğimiz vardı adı Huma’ydı küçükken almışlardı dedemler onu bizimle birlikte büyüdü.Büyüdüğümü anlamak için humaya bakmam yeterliydi.O ne kadar büyüdüyse bende onunla büyüyordum…
Geçen senelerde bu ayda Dedemin rahatsızlığı yüzünden babannem ile dedem İstanbul’a yerleşmek zorunda kaldılar ve Dedem yaklaşık 2 ay sorna vefat etti.Dedemin vefatı beni çok sarsmıştı.Bir daha o evde o neşe olmuycaktı aynı huzur olmuycaktı çünkü dedem yoktu.Biz uzanırken çayın kaşığını ayağımıza sürücek biri yoktu yada babannemi kızdırıp bize güldürecek birisi yoktu.Sanki ev tam anlamıyla bomboştu.Babannem mutfakta iş yapıp bizi kudret narıyla kovalamıycaktı yada dedem çalışma odasındayken silahlarını karıştıramayacaktık…
Bu evi bırakmak gerçekten zor geliyor çünkü anılarım,yaşadıklarım,mutluluklarım,üzüntülerimi kapıyı çekerek veda ettim.Bu kapıyı açarak anıları tekrar yaşayabilirim.Zaten her gittiğimde her duvara tuttuğumda,odanın kokusunu içime çektikçe anılarım aklıma gelir ve kocaman gülümserim yaşadıklarıma.Zor geliyor burayı bırakmak çünkü ilk arkadaşlarımı burda tanıdım,ilk yüzmeyi burda öğrendim,ilk hayata burda atıldım ve daha bir sürü sayabileceğim ilkleri yaşadım bu evde.Zor geliyor bu evi bırakmak çünkü eskiden Tüm aile burada toplanırdık yer olmasa bile yer yatağı yapar yatardık.Tamam çok rahat değildik ama o sevgiyle kuş tüyünde yatıyor gibi hissederdik.Aslında bana en zor gelen şey ben “Hayatım”’ı burda bırakıyordum…




Kış

Geçen kışı hatırlıyormusun sevgilim? Karlar dans ederek iniyordu o gün gökyüzünden benim için… senin için…Bulutlar çekilmişti aradan o insanın içini ısıtmayan nankör ama bir o kadar da güzel olan kış güneşinin yüzünü göstermek için.İşte bunların hepsi olurken ben hayallerimle dolu cebimin içinde elimi ısıtırken yürüyordum.Sanırım cebim yırtıktı tüm hayallerim bir bir dökülüyordu bozuk paralar gibi.Toplamaya üşendim.Cebimde kalan son hayallerimle yürümeye devam ettim.Nankör güneş arada bir bana yukardan sırıtıyor,beni ısıtmaya yetmediysede beni buna inandırmaya çalışıyordu.Cebimdeki son hayalide burnumu ısıtmak için kullandım sevgilim-Artık hayalleri olmayan bir adamdım- ölü bir adam!Lanet olasıca buz tutmuş merdivenler ve altlarında oluşan birbiriyle dans eden alaycı sarkıtlar.Onlarda biliyorlardı artık ben yoktum.Yukarı çıkmamı engellediler,ayağamı çektiler bundan öncekileri gibi.Düştüm.Kafamı kaldırdığımda büyük bir ışıltı yüzümü kaplıyordu,göz kapaklarımı açamıyordum.Nankör güneş(!) yine benimle oyun oynuyordu.Göz kapaklarımı açmaya çalıştım.Sonunda başardım bu güneş değildi,bu hayatın ta kendisiydi.Sendin “sevgilim!”.Gülümsüyordun aynı o nankör güneşin gülümsediği gibi ama daha içten daha samimiydi.En azından içimi ısıtmaya yetiyordu bu sefer ki.Elini uzattın destek alarak ayağa kalktım.Kendimi toparlamaya çalıştım.İşte o sırada bir sessizlik oluşur ya iki kişide birbirine bakar ,kış bitene kadar böyle kalabilirdim.Kafamı kaşıdım ve sadece cılız bir sesle”Merhaba! Yardımın için sağol.” sonra ağzımdan “Bb-ben.” diye kekeledim.İsmimi söyleyemedim.Kimdim ki ben.Elimle cebimi yokladım.Hiç bir hayalim kalmamıştı.Evet! Ben ölü adamdım ama bu uzun bir hikayeydi söylenecek çok söz konuşacak çok az zaman vardı.Yürümeye devam ettin,koşarak sana yetişmeye çalıştım.Hiç konuşmadık.Elin bana doğru uzandı cebinden bir kaç parça hayal çıkarmıştın bana uzattın.Almaya korktum.Onlarda diğerleri gibi ya düşerse ya gene ölürsem!Ölmek kolaydı ama bu dünya da ölü bir beden olmak daha zordu.Elimi korkakça uzatarak aldım hayalleri.İşte o zaman ilk defa duymuştum kuşlar cıvıldıyordu ve sen şöyle dedin “Öbür cebine koy.”.Tereddüt etmeden öbür cebime koydum.Tereddüt edecek vaktimde yoktu.Yola tekrar koyulduk.Köşede bulduğun bir banka oturdun ve elinle yanıma oturmanı işaret ettin.Gene ses çıkaramadım.Nankör güneş yavaşça kayboluyordu.Dağların arkasından gülümsüyordu,zar zor seçebildim gülümsemesini.Burnum gene üşümüştü ve ben senin hayallerini kullanarak ısınamadım.Yapmadım.Yapmak istemedim daha doğrusu.Anlamış olacaksın ki elini burnuma koydun.Ne kadar sıcaktı! Demek ki ne çok hayalin vardı.Isınmıştı kafamı çevirdim.Nankör güneş yoktu artık.Onun yerini doldurmaya gelen hayatın tüm kederini,romantizmini almış ay geçiyordu.Nankör güneş ölmüştü artık.Çantamı elimle yokladım.Bir şişe “Köpek öldüren.” vardı.Nerden girmişti bu çantama? İster misin soru edatını belirtmek için şişeyi salladım.Onaylar şekilde başını salladın ve bir o kadar emin.Bardak yoktu sırayla içecektik.Sorgulamadan kafama diktim.İçim ısınmıştı ama bu sefer ellerimde sıcaktı hissedebiliyordum.Sana uzattım şişeyi.Eline aldın biraz salladın şişeyi.Avucunun içinde dans ediyordu şişe.Şişe ve kırmızı şarap ne kadar da güzel gözüküyordu bu ay ışığının altında.Birbirini tamamlayan eş parçalardı sanki.Sana baktım bir anda diktin şişeyi.Ay ışığını üstüne aldım.Ben içi bomboş olan bir şarap şişesiydim sen ise kırmızı şarap.Bir kaç yudum daha aldın ölümsüzlük iksirinden.İçimi bir korku kapladı elimi cebime götürdüm.Hayaller oradaydı.Daha düşmemişlerdi diğer hayaller gibi.Sanki hep benimle kalacak gibi eminlerdi.Saatler saatleri kovaladı.Güneşte ayı.Böylelikle koskoca bir gün bu bankın üzerinde geçip gitmişti.Şimdi ise karlar eriyor,güneş asıl sıcak yüzünü göstermeye başlıyordu ve sen yok oluyordun sevgilim!İlkbahar geliyordu.Korktum.Sarıldım sana yadırgadın bu durumu önce ama gitmeni istemiyordum.Benle hep kalsan olmaz mıydı? Güneş tam tepedeyken kalkıp gittin ve biz mevsimlere yeni düştük sevgilim.Sen gittin.Ben gene öldüm.Arkandan gelmek istedim.Koştum.Bir türlü sana yetişemedim ve sonunda sen yok oldun.Ben ölü bir adamdım gene ama bu sefer cebinde kıştan kalma hayallerle.

Böyle başlasın isterdim...



Puslu bir günde sahilde yaklaştım yanına.Elimi yanağına hafif hafif dokundurdum,çenen den kavradım seni ve suratıma çevirdim suratını.O kıpkırmızı güzel kıvrımlı dudaklarından çıkacak iki kelimeye bakarken ben.Yeşil gözlerin tüm ihtişamıyla ışıklandırıyordu sahili.
İşte keşke hikaye böyle başlasaydı….
ama böle başlamadı
başlangıcın ne önemi vardı ki?
önemli olan sonu değil mi ki?
Her şeyin bir sonu olduğu gibi…
Hava sanırım 30-35 dereceydi.Elimde biralarım la koşa zıplaya geliyordum.Kim derdi ki bana “Atilla,bugün aşık oluyorsun!” ama evet olacaktım…
Uzaktan güzel bir kadın bana doğru geliyor.Fazla tatlı,fazla güzel,fazla kıvrımlı…
Alamıyorum gözlerimi senden.Yanaşıyorum sana.Konuşmaya çalışıyorum.Konuşuyorsun.”Tam da bu!” diyorum.Susuyorsun.Bekliyorum.Bir daha neşelendirmeni kalbimi,çevremi…
Akşam oluyor gidiyorsun.Koşuyorum arkandan sana yetişmeye çalışıyorum.Yetişiyorum.Veda ediyorum
Gidiyorsun…
Ölüyorum…
şimdilik.