Zor geliyor 17 sene geçirdiğim evi bırakmak,zor geliyor arkadaşlıklarımı bırakmak,zor geliyor yaşanmışlıklarımı,anımı bırakmak…
17 sene önce gelmiştim buralar hiç bilmediğim,görmediğim,anlamadığım bir yerdi zamanla bende o yerle büyüdüm büyüdüm…Sonunda hayatımda bir daha göremiyceğim,duyamıycağım,anlatamıycağım bir yer oldu.Her yaz,kış bıkmadan gittiğim bu yerin adı Armutluydu.Dedem ve babannecimin güzel mi güzel dağın ucunda nereye gidersen git seni bırakmayan sarı evleri.Armutlunun her yerinden gözükür,üstüne güneş geldiğinde ışıltıyla parlardı.İnsanların dikkatini çekerdi ve nerde oturuyosun dediklerinde büyük bir gururla”Hani şu dağda parlayan sarı ev varya orda işte” demek insana olabildiğince gurur verirdi herkes o evi görürdü ama ben o evde yaşama imkanı sunulmuştu.Tanrının bana karşı bir lütfuydu.Bu evi bırakmak zor geliyor bana çünkü bu ev benim hayatımın önemli bir parçasıydı.O çetin yokuşu yürüyerek çıkmak her sabah kalkıp bıldırcınların yumurtasını toplamak,tavuklara karpuz kabuklarını vermek…Bunlar belki sizin için aman ne var ki bunda dedirtebilir ama benim için çok önemliydi.Kahvaltıda kendi topladığın yumurtayı yemek,o tavukların günden güne büyüdüğünü görmek ve o yokuşu artık daha basit çıktığını görmek insanın hayatına neşe katıyordu.
Bu evin en çok terasını severdim kocamöan bir L şeklinde oturma yerimiz vardı tüm aile oraya sığardı manzarası tüm o ışıltısıyla armutluyu görmene imkan sunardı.Tüm aile otururduk.Babannem kendi elleriyle hazırladığı soğuk çayı sunardı.Ailenin tüm kadınları tiramusu için uğraşırdı ve Ablamın doğum günün kutlardık beraber o manzara eşliğinde,o mutlu aile tablosu içinde.
Bizle birlikte büyüyen hayvanlarımız vardı.Kangal köpeğimiz vardı adı Huma’ydı küçükken almışlardı dedemler onu bizimle birlikte büyüdü.Büyüdüğümü anlamak için humaya bakmam yeterliydi.O ne kadar büyüdüyse bende onunla büyüyordum…
Geçen senelerde bu ayda Dedemin rahatsızlığı yüzünden babannem ile dedem İstanbul’a yerleşmek zorunda kaldılar ve Dedem yaklaşık 2 ay sorna vefat etti.Dedemin vefatı beni çok sarsmıştı.Bir daha o evde o neşe olmuycaktı aynı huzur olmuycaktı çünkü dedem yoktu.Biz uzanırken çayın kaşığını ayağımıza sürücek biri yoktu yada babannemi kızdırıp bize güldürecek birisi yoktu.Sanki ev tam anlamıyla bomboştu.Babannem mutfakta iş yapıp bizi kudret narıyla kovalamıycaktı yada dedem çalışma odasındayken silahlarını karıştıramayacaktık…
Bu evi bırakmak gerçekten zor geliyor çünkü anılarım,yaşadıklarım,mutluluklarım,üzüntülerimi kapıyı çekerek veda ettim.Bu kapıyı açarak anıları tekrar yaşayabilirim.Zaten her gittiğimde her duvara tuttuğumda,odanın kokusunu içime çektikçe anılarım aklıma gelir ve kocaman gülümserim yaşadıklarıma.Zor geliyor burayı bırakmak çünkü ilk arkadaşlarımı burda tanıdım,ilk yüzmeyi burda öğrendim,ilk hayata burda atıldım ve daha bir sürü sayabileceğim ilkleri yaşadım bu evde.Zor geliyor bu evi bırakmak çünkü eskiden Tüm aile burada toplanırdık yer olmasa bile yer yatağı yapar yatardık.Tamam çok rahat değildik ama o sevgiyle kuş tüyünde yatıyor gibi hissederdik.Aslında bana en zor gelen şey ben “Hayatım”’ı burda bırakıyordum…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder